Yoncalığın İnce Yolu
Yoncalığın İnce Yolu
Gide Gide Kavuşuyor
Ömeri Vuran Jandarma
İlvanınan Savuşuyor (Bacın Öle)
Öle Gardaş Bacın Öle
Ölmeye De Ne Gün Göre
Yoncalığa Dikmiş Söğüt
Almamış Atadan Öğüt
Ankara’da Kemal Paşa,
Var Mı Ömer Gibi Yiğit (Bacın Öle)
Öle Gardaş Bacın Öle
Ölmeye De Ne Gün Göre
Ergen Emmim Oğlu Ergen
Yoncalığa Olmuş Sergen
Bunun Hiç Kimsesi Yok Mu
Üzerine Örte Yorgan (Bacın Öle)
Öle Gardaş Bacın Öle
Ölmeye De Ne Gün Göre
|
Ozan ŞahTurna
Güllerde boğdular beni!.
Büyük okyanusta yüzdüm
Göllerde boğdular beni
Dikenli yollarda gezdim
Güllerde boğdular beni
Geçmiş ‘anıları’ andım
Bazı yandım bazı dondum
Yüce dağlara tırmandım
Yollarda boğdular beni
ŞahTurna güller kokladım
Her seher vakti yokladım
Arıydım çiçek topladım
Ballarda boğdular beni!...
|
|
Şeyh Hulusi (Hayrani Baba)
Anlatamadım
İnsan oğlu çıplak doğar anadan
Bizi yoktan var eyledi yaradan
Gece gündüz durman gidin buradan
Tevhid okun dedim anlatamadım
Bir yandan doğar bir yandan göçer
Ecel şerbetini cümle nas içer
Gizli defterini oradan açar
Tevhid okun dedim anlatamadım
İnsanoğlu doğar kendini dağla
Şeytanın şerrinden kendini sakla
Var da Şeriat’e kitabı yokla
Tevhid okuyun dedim anlatamadım
Nice bu dünyadan boşa yürürsün
Geçer bu yiğitlik bir gün farırsın
Ecel gelip lahd altında çürürsün
Tevhid okuyun dedim anlatamadım
Bilmeyen bilenden alalım öğüt
Fırsat elde iken edelim gayret
Yalvaralım mevlaya olalım şehid
Tevhid okuyun dedim anlatamadım
Derdim ağlatır da aşkım söyletir
Nefsim beni belalara uğratır
İnsanoğlu gafil mürşid öğretir
Tevhid okuyun dedim anlatamadım
Hayrani'yem günahıma ağlarım
Hakk'ın emrin tutar, nehyin söylerim
Böyle kalmam ben de bir gün giderim
Halka tenbih ettim anlatamadım
Mürşid bulun dedim anlatamadım
|
|
Mehmet ÇETİNKAYA (Cefadari)
Ben dünyada sevinip de gülmedim
Şad olup da gelsin yanıma
Geçti ömrüm gitti bilmedim
Hesap edip bilem gelsin yanıma
Ecel geldi dört yanımı çevirdi
Baba ana demedi de devirdi
Kazandığım yele verdi savurdu
Toplayıp da deren gelsin yanıma
Bir yanın yaparken bir yan yıkıldı
Borçlular elinden belim büküldü
Sıka sıka hep dişlerim döküldü
Defterini silen gelsin yanıma
Neyleyim be kader böyle oluyor
Rızkı olan aryıp da buluyor
Birgün derler Cefadarı ölüyor
Bu dünyada kalan gelsin yanıma
Mehmet Kargı ( Aşık Gülhani)
Gözümün çırası yüzümün nuru
Ne kadar yakınsın cana sevdiğim
Ab-ı hayat suyu yaylanın karı
Hasretin karıştı kana sevgilim
Muhabbetin tadı sofranın tuzu
Hayatın güneşi talih yıldızı
Aşkı sevda ile aradım sizi
Az kalsın Gülhani yana sevgilim
|
Dur Gardaş!
Bir selam ver geç dostuna,
Yabancı degilsin,bizim eldensin,
Endamın gururun bize benziyor.
Yiğidin harman olduğu yerdensin!
SiVaS’lısın gardaş tanıdım seni,
Nerdensin söyle gardaş ilçeni,
Bilirim ben SiVaSım’dan göçeni,
Gardaş, sen SiVaS’ın neresindensin?
Demirim,çeliğim sana emanet,
Yiğitlik var sende etmezsin minnet,
Çalışkan, hatırnas,hem dost hemde mert,
Gardaş, sen DİVRİĞİ’nin neresindensin?
Gökpınar’ın berrak suyundan mısın,
Selçuk’ların asil soyundan mısın,
Yoksa üç beldenin birinden misin,
Gardaş, sen GÜRÜN’ün neresindensin?
Nam’ın duyurmuşsun dünya alemde,
Balıklı çermiğin tıbbın dilinde,
Karabaş gür sesli yayla yolunda,
Gardaş, sen KANGAL’ın neresindensin?
Kösedağ kanat gerer üstüne,
Yiğit gardaş mert davranın dostuna,
Sahip çıkan hemşerine nesline,
Gardaş, sen SUŞEHRİ’nin neresindensin?
Kösedağ yaylasının zirvesinden mi,
Tödürge gölü’nün çevresinden mi,
Kızılırmağımın çehresinden mi,
Gardaş, sen ZARA’nın neresindensin?
Asil soylu güzel huylu hemşerim,
Büyükgöl’den su içmişe benziyor,
SiVaS’ıma gönül verin yürekten,
Gardaş, sen HAFİK’in neresindensin?
Kelkit vadisinin güzel yerinden,
Sessiz durup yükselirsin yerinden,
Kösedağ’ın yiğit bekçilerinden ,
Gardaş, sen KOYULHİSAR’ın neresindensin?
Gönül gözüyle dünyayı gören,
İnsanlığa örnek olan yön veren,
AŞIK VEYSEL’imin doğduğu yerden,
Gardaş, sen ŞARKIŞLA’nın neresindensin?
PİR SULTAN ABDAL’ımın BaNaZ’ından mı,
Acılar dolu Ayvaz’ından mı,
Kabayel’inden mi, Poyraz’ından mı,
Gardaş, sen YILDIZELİ’nin neresindensin?
Gür sesiyle yükseklerden haykıran,
Ssrılırsın SiVaS’ına doğrudan,
İşsizlikten göçtün sende yurdundan,
Gardaş, sen İMRANLI’nın neresindensin?
Hoş geldin hemşerim dost kervanına,
Suşehri, Zara’yı aldın yanına,
Göğsüm kabarıyor güzel adına,
Gardaş, AKINCILAR’ın neresindensin?
Yeni girdin ilçe olup araya,
El attık senide kattık halaya,
Sende çıkan Kösedağ’a yaylaya,
Gardaş, sen Gölova’nın neresindensin?
İçtiniz mi gardaş Tecer suyundan,
Karabaş koyunun Kangal soyundan,
Merkezine yakın çevre köyünden,
Gardaş, sen ULAŞ’ın neresindensin?
Ata sporumu yaşatan sensin,
Kıspet giyip perdah atanım sensin,
Can hemşerimizsin sende bizdensin,
Gardaş, sen DOĞANŞAR’ın neresindensin?
Uzun yayla siper olmuş bağrına,
Şiirler yazılmış senin uğruna,
Hoş gelmişsin sende dost kervanına,
Gardaş, sen ALTINYAYLA’nın neresindensin?
Söylenmeyen son ilçesin,
Gönüllerde taht kuran gülsün çiçeksin,
Seni sevenleri candan seversin,
Gardaş, sen GEMEREK’in neresindensin?
YİĞİTler diyarı ASLAN ilinden,
Dostların soyundan AŞIK dilinden,
Badelerle dolu PİR’ler ilinden,
GARDAŞ, sen SiVaS’ın NERESİNDENSİN? |
|
Ozan ŞahTurna
Sevgi Zarfına KUŞ Olsam! ...
Gökte Turnalar misali
Sevda zarfına KUŞ olsam!
Mazlumlara güneş eli
Zalime boran KIŞ olsam...
Dadaloğlu otağında
Sarmaş oldum yatağında
Bugünler yol kavşağında
Yarına Umut DÜŞ olsam
Nerde garip görsem bağrım
‘Cız eder’ ah,dinmez ağrım
Yüzyıllara gider ‘çağrım’
Ferhat Şirin ATAŞ olsam
Şah Turna aşk, yele verin
Dosta gitsin serin-serin
Hasret çeken sevenlerin
Gözünden akan YAŞ olsam! ...
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
acıyı bal eyledik
bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne
kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olsana demiyorum
kör olma da
gör beni
|
|
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
acılara tutunmak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere
kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimizde
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde
acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimizde
|